1. Hayatının en başından beri seni sen yapan hikâyeyi bizimle paylaşır mısın; nerede doğdun, nerelerde büyüdün, okul yılların nasıl geçti ve ailenden sana kalan en değerli şey ne oldu?
Öncelikle hoş geldiniz. Yeni gazeteniz hayırlı uğurlu olsuın. Gerçekten buna ihtiyaç vardı… Umuyorum ki kısa sürede çok güzel yerlere gelecektir…..
Evet şimdi sorunuza geçelim… Ben Bayburtlu bir babanın Trabzonlu bir annenin evladı olarak İstanbul’da doğup büyüdüm…. 4 kardeşiz. Tabi kalabalık bir ailede büyümem yaşantımı hep olumlu etkiledi diyebilirim. Özellikle de paylaşmanın önemini henüz çocukken öğrendim. Sevgiyle büyüdük… ama eskiler bilir zaten bizim zamanımızda babalar öyle çocuklarına sevgilerini çok fazla belli etmezdi… heleki babalarının yanında çocuklarını öyle kucağa alıp sevmeler falan yoktu bizde… ama biz yine bilirdik babamızın bizi sevdiğini… onlar öyle görmüştü belki ama ileride anlıyorum ki yani baba olduğumda anlıyorum ki.. bu çok yanlış bir gelenekti…. Bunun nedenlerini başlı başına bir konu…. Buna daha sonra değiniriz… Ama ailemden bana kalan ne olursa olsun iyi bir insan olma iç güdüsü oldu… zaten insanlar ikiye ayrılır iyi insanlar ve kötü insanlar…. Biz hep iyi olmak için çaba sarfedenlerden olmayı öğrendik…okul yıllarıma değinecek olursak aslında hareketli heyecanlı bir çocuktum ama liseye geçene kadar çok utangaç, içine kapanık bir çocukluk geçirdim…
2. Hem muhabirlik kariyeriniz hem de sosyal medyada milyonlara ulaşan bir aile babası olmanız… Bu iki yoğun rolü aynı gün içinde nasıl dengeliyorsunuz? “Ensar’ın 24 saati 30 saatmiş” diyenler var, doğru mu?
Evet… gelelim asıl meseleye… ben liseyi bitirdim… aslında şehir dışında bir üniversiteye gidecek kadar bir puanımda vardı. Ancak o zamanlar abim şehir dışında üniversite okuyordu… benim önümde iki seçenek vardı… ya bir yıl daha üniversiteye hazırlanacaktım. Ya da küçüklükten beri özendiğim baba mesleği olan gazetecilik muhabirlik mesleğine bir adım atacaktım… ben açık öğretimden üniversiteye yazılıp çalışma hayatını seçtim. 2 yıla yakın işi
öğrenmek için parasız çalıştım… Fırsatını bulduğumda ise en iyi şekilde değerlendirdim. Yani mesleğe alaylı olarak başladım… Bu ayrıntıdan bahsettikten sonra soruya geçebilirim. Muhabirlik benim için çok severek yaptığım bir meslek… yaklaşık 20 yıllık kariyerimde Türkiye ve dünyada bir çok şeye tanıklık ettim… 2019 yılının Mayıs ayında baba olduktan sonra hayatım tamamen değişmeye başladı… Artık mesleğim tek odağım değildi… Çocuğum olmuştuı… Baba olmuştum… Ve inanılmaz bir duyguydu… Zamanını artık baştan ayarlamanız gerekiyordu. Ben de öyle yaptım. Iş dışında zaman harcadığım neredeyse her şeyden vazgeçtim. Daha çok ailemle vakit geçirmeye başladım. Aslında bu vazgeçiş benim için iyi olandı… sonuçta daha mutlu olacağım bir şeyler yapıyordum… Böyle konuştukta insanın konuşası geliyor. Konu konuyu açıyor… En iyisi diğer soruya geçelim…
3. Meslek seçiminizde ya da hayata bakışınızda, aile büyüklerinizden rol modeliniz kimdi?
Zatan bu sorunun cevabını konuşmamın içinde verdim sayılır… Tabiki de var… BABAM… çocukken bizi hafta sonları yanında götürürdü…. Yıllarda işin içindeydim aslında… Sevdiğim bir meslekti… Ve babam bu işi yapıyordu… Rol Model miydi soru? Evet… BABAM.
4. Çocuklarınızın dijital dünyada görünür olması konusunda en çok hangi hassasiyetiniz devreye giriyor? “Babalık radarı” sürekli açık mı?
Evet… Elbette…. Aslında ilk zamanlar çok daha fazlaydı… çünkü insanlar çok acımasız olabiliyor… ilk paylaşımlarımda özellikle kendi çevrem olsun hep uyarılarda bulundu…. Ama ben devam ettim. Çünkü yaptığım şey kötü değildi. Olandı… doğal olandı… yapmacık bir şeyler değil… evimizin için aslında pek çok kişinin evinin içinde olandı… bu doğallığımız sevdirdi bizi… herkes zamanla alıştı… evet bu bizden biri hissiyatı geçti bizi takip edenlere… babalık radarı tabiki de hep açık sınırlar var… Ama genel itibariyle çok aman aman babalık radarımın aşıldığı durumlar olmadı çok şükür. İnsanlar bizi tanıdı… çoğu sevdi… biz de hiçbir zaman aşırıya kaçmadık… doğallık içinde insanlara iyiliği güzelliği göstermeye çalıştık.
5. Bir iş birliği teklifi geldiğinde ilk kriteriniz ne oluyor?
Haftada 2 gün izin… Kesinlikle olması gereken bir şey… Her ne kadar bu konforu meslek hayatımda hiç yaşamasamda. Her insanın haftada 2 gün kendine ailesine zaman ayırması gerektiğine inanıyorum… İkincisi emeğinin karşılığını alabilmek… Bu da hangi işi yaparsanız yapın günümüzde hep önümüzde bir engel…. Bir çok kişi hakkını alamıyor maalesef…
6. Bugüne kadar aldığınız en tuhaf iş birliği teklifi neydi?
Yani… Öyle şaşırdığım bir iş teklifi olmadı ama… Şöyle ben tamamen plansız bir infulenzer ve youteber oldum diyebilirim. Amaçım çok sayıda takipçimiz olması değil, çocuklarımda güzel anlarımı paylaşmaktı niyetim. Sağ olsun insanlar sevdi takip etti. Bu da hoşumuza gitmeye başladı. Bir bakmışız kocaman bir aile olmuşuz. Belli bir takipçiye ulaştığımızda işbirliği teklifleri için mesaj yazanlar oldu, aslında onların hepsi ilk zamanda tuhaf gelmişti.
7. Çocuklarla video çekmek gerçekten zor mu, yoksa siz bu işin gizli formülünü mü çözdünüz?
Hayır.. hiç zor değil… formül değil benimki… yapmam gereken sadece kamera kayıt tuşuna basmak. Çünkü ben o an ne gelişiyorsa onu çekiyorum. O yüzden planlı işbirlikleri dışında estra bir çaba sarfetmeme gerek kalmıyor…
8. Çocukluk yıllarınızdan unutamadığınız bir anı var mı? Hani yıllar geçse bile hatırladığınızda aynı duyguyu hissettiğiniz bir anı.
Çocukluğumuz bizim 90’larda geçti. Sokakta oynayan koşup eğlenen paylaşan çocuklar olarak büyüdük. İyi olan elbet oydu… benim hayatımı değiştiren çocuklukta değil ama gençliğimin ilk yıllarında oldu. Askerdeyken babamı kaybetmek hayata bakışımı tamamen değiştirdi. Ölümü ilk kez bu kadar yakından hissetmiş, dünyada aslında ne kadar kısa süren bir misafiğimiz olduğumuzu kavramıştım… O günden sonra benim için hiçbir şey eskisi gibi olmadı…
9. Son olarak… Sizce çocuklarınız yıllar sonra bu videolara baktığında sizi nasıl hatırlayacak?
Evet bir de o mesele var. Şu anda inanılmaz derecede çocuk gelişimi uzmanı var sosyal medaya yazıyor yorum. Çocuk için tramva oldu. Ilerle şöyle olacak böyle olacak diye… size bir şey diyeyim mi hiç bir şey olmayacak. Çünkü ben çocuklarımı o öz güvenle yetiştiyorum. Bugün 3 yaşında ağladığı videoyu gördüğünde gülüyorlar. Büyüdüklerinde de bugünkü videolarını görüp gülüp geçeceklerine inanıyorum. , Çok teşekkür ederim bu röprtaj için. Sorularınız çok güzeldi. Yeni Gazeteniz tekrardan hayırlı olsun.






