Sosyal medyada gördüğümüz her başarılı içerik, her viral kampanya ya da “bir anda patlayan” influencer hikâyesinin arkasında, çoğu kişinin bilmediği bir dil konuşulur. Bu dil; influencer ajanslarının, marka yöneticilerinin ve kampanya stratejistlerinin kullandığı sektörel terimler dilidir. Ben bu sektörün içindeyim. Yaklaşık 13 yıldır, sosyal medyanın henüz “influencer” kelimesini bile bilmediği zamanlardan beri bu işi yapıyorum. Bugün hâlâ birçok kişinin yalnızca “paylaşım yapıp para kazanmak” sandığı bu mesleğin arka planında, son derece profesyonel ve teknik bir sistem var. Gelin, influencer ajanslarının sıkça kullandığı ama nadiren açıklandığı bu kavramlara birlikte bakalım.
Influencer ≠ İçerik Üretici
Sektörün en temel ama en çok karıştırılan kavramıyla başlayalım. Her influencer içerik üretir ama her içerik üretici influencer değildir. Influencer; yalnızca içerik paylaşan değil, takipçisi üzerinde davranış, karar ve satın alma etkisi yaratan kişidir. Ajanslar bu etkiye “influence power” der. Bu güç, takipçi sayısından çok daha derin bir veridir.
Collab: “Birlikte Üretmek mi, Stratejik Ortaklık mı?”
Sosyal medyada sıkça duyulan ama anlamı çoğu zaman eksik bilinen bir diğer ajans terimi collabtır. Collab, yalnızca iki hesabın birlikte içerik paylaşması
değildir. Ajans dilinde collab; iki ya da daha fazla influencer’ın veya bir influencer ile markanın, etkileşimi ve erişimi stratejik olarak büyütmek amacıyla yaptığı planlı iş birliğini ifade eder.
Gerçek bir collab’da:
• Hedef kitleler birbirini besler
• Algoritma etkileşimi çapraz olarak güçlenir
• İçerik, tek taraflı değil ortak hikâye üzerinden kurgulanır
Ajanslar collab projelerini özellikle:
• Yeni kitle kazanımı
• Hızlı büyüme
• Güven transferi
amaçlarıyla kullanır. Bir influencer’ın kendi kitlesindeki güveni, collab yaptığı kişi veya markaya doğrudan aktarılır. Bu yüzden doğru collab, bazen tek başına yapılan bir reklamdan çok daha güçlü sonuçlar verir.
Profesyonel influencer’lar collab tekliflerini kabul ederken yalnızca ücreti değil:
• Karşı tarafın etkileşim kalitesini
• Kitle uyumunu
• Marka imajını dikkate alır. Çünkü yanlış bir collab, erişimi artırabilir ama itibarı zedeleyebilir. Ajanslar için collab, “beraber paylaşalım” değil; doğru isimleri, doğru zamanda, doğru hedefle bir araya getirme sanatıdır.
Reach vs. Impression: Göründü mü, Gerçekten Görüldü mü?
Ajans dilinde en sık duyacağınız iki kelime:
• Reach: İçeriğin kaç benzersiz kişiye ulaştığı
• Impression: İçeriğin toplamda kaç kez görüntülendiği Yani aynı kişi bir içeriği üç kez görüyorsa: Reach = 1, Impression = 3 Markalar hangisini ister? Hedefe göre değişir.
Bilinirlik kampanyalarında impression, satış odaklı kampanyalarda reach daha değerlidir.
Engagement Rate (ER): Gerçek Etkileşimin Sırrı Bir ajans influencer’ı değerlendirirken ilk baktığı şeylerden biri ER, yani etkileşim oranıdır. Beğeni, yorum, kaydetme, paylaşım… Hepsi bu hesaplamanın içindedir.
Yüksek takipçi + düşük etkileşim = Ajans için kırmızı bayrak 🚩 Çünkü ajanslar rakamdan çok güvenilir etkileşimi satın alır.
Brief: Kampanyanın Anayasası
Influencer’a gelen dosyanın adı: Brief. Bu bir “rica listesi” değil, kampanyanın anayasasıdır. Brief’in içinde şunlar yer alır:
• Marka dili
• Verilmek istenen ana mesaj
• Yasaklı kelimeler
• Rakip kısıtlamaları
• Zamanlama
• KPI hedefleri
Profesyonel influencer, brief’i okur; amatör olan “göz ucu ile bakar”.
KPI: Başarıyı Kim, Neyle Ölçüyor?
KPI, yani Key Performance Indicator, kampanyanın başarı kriteridir.
• Satış mı?
• Link tıklaması mı?
• Uygulama indirme mi?
• Profil ziyareti mi?
Ajanslar için “çok beğenilmiş” bir kampanya, KPI tutmadıysa başarısızdır. Bu, sektörün duygusal değil veriye dayalı çalıştığının en net göstergesidir.
Whitelist & Dark Post: Görünmeyen Reklamlar
Takipçilerin çoğu fark etmez ama ajanslar çok iyi bilir:
• Whitelist: Influencer hesabının reklam paneline açılması
• Dark Post: Influencer’ın profilinde görünmeyen, sponsorlu reklamlar Yani bazen influencer’ın “paylaşmadığı” bir içerik bile onun hesabından milyonlara gösterilir.
Deliverable: Ne, Kaç Tane, Ne Zaman?
Ajans için işin romantik tarafı yoktur. Influencer’a sorulan soru nettir: “Kaç deliverable veriyorsun?”
• 1 Reels
• 3 Story
• 1 sabit post
Hepsi yazılıdır, dakiktir, ölçülür.
Exclusivity: Görünmeyen Zincir
Bir kampanyadan kazandığınız paranın arkasında çoğu zaman exclusivity vardır. Yani belirli bir süre boyunca:
• Rakip marka ile çalışamazsınız
• Benzer ürün gösteremezsiniz
• Hatta benzer kelimeleri bile kullanamazsınız
Ajanslar buna brand safety der.
Neden Bu Terimler Bilinmiyor?
Çünkü influencer dünyası uzun süre “kolay para” algısıyla pazarlanmıştır. Oysa perde arkasında:
• Sözleşmeler
• Hukuki maddeler
• Performans raporları
• Reklam algoritmaları
• Veri analizleri vardır
Bu terimleri bilmek, influencer’ı içerik üreticisinden profesyonele dönüştürür. 13 yıldır bu sektörün içindeyim ve şunu net söyleyebilirim: Influencer olmak kamera karşısında başlar, ajans diliyle konuşmayı öğrendiğinizde kariyere dönüşür. Bu dili bilmek, sadece daha çok iş almak değil; daha doğru markalarla, daha güçlü ve sürdürülebilir işler yapmak demektir. Artık influencer dünyası bir oyun alanı değil, bir medya sektörüdür.








