Psikolog olmayı istememin en büyük sebeplerinden biri; insanlara yardımcı olmak, onlara duygusal anlamda destek olmak, yani bir şekilde temas halinde olma isteğimdi. Bu sayede klinik psikolog olduğumda pek çok danışanımın hayatına dokunmuş oldum. Seanslarda geçirilen her dakika benim için gerçekten çok değerliydi. Danışanlarımın iç dünyasına açılan o güvenli alanda, onların birçok duygusuyla karşılaştım.
Online terapi veren bir klinik psikolog olarak zamanla fark ettiğim şey; insanların duygularını, sorunlarını ve yüklerini dijital ortamda da aynı rahatlıkla paylaşabiliyor olmalarıydı. Bu da bana şöyle düşündürdü: “Terapi yapamadığım insanlara da dijital yolla bir şekilde ulaşabilir miyim? Günlük, ufak bir paylaşımla birilerinin gününe iyi gelebilir miyim?” İşte bu düşünceler beni sosyal medyada içerik üretmeye itti.
Sosyal medyada içerik üretmeye başlamak, insanlarla farklı bir şekilde temas edebilmenin ve onların hayatına başka bir yoldan dokunabilmenin kapısını açtı. Bazen bir videoyla, bazen de “Bu olay karşısında ben de tam olarak böyle hissetmiştim.” dedirten bir paylaşımla, insanların duygularının birbirlerine ulaşabildiğini gördüm.
Elbette dijital dünya, terapi süreci kadar derin bir süreç sunmuyor. Ama bazen insanlara “Yalnız değilim, başkaları da benzer şeyler yaşamış, aynı duyguları hissetmiş, bu durum çözümsüz değil.” dedirtebilmek bana çok değerli geliyor. Hayatının herhangi bir aşamasında bir şekilde zorlanan birinin, küçücük bir içerikle birkaç dakika içinde bunu hissedebilmesi gerçekten kıymetli.
Bu süreçte en önem verdiğim şeylerden biri de; paylaşımlarımın, takipçilerimin bir psikolog olarak benim de insan olduğumu görmelerine yardımcı olmasıydı. Benim de benzer zorlanmalar yaşayabileceğimi, bazen üzülebileceğimi, yorulabileceğimi, yetişmekte zorlanabileceğimi anlamaları… Bu farkındalığın insanlarda mükemmeliyetçilik baskısını hafiflettiğine inanıyorum. Benim de tıpkı herkes gibi zorlandığım, motivasyonumu kaybettiğim anlar olabiliyor. Örneğin; annelikte tökezlediğim, ne yapacağımı bilemediğim dönemler gibi.
İşte influencer olmak, benim için tam da burada daha büyük bir anlam kazanıyor. İnsan olmanın doğallığını saklamadan paylaşmaya çalışıyorum. Bu sayede insanlarla sıcak bir bağlantı kurduğuma inanıyorum. “Bak o da yoruluyor, o da çocuk bakarken aynı şeyleri yaşıyor.” diyebilmenin, çoğu zaman takipçilerimde rahatlama yarattığını hissediyorum.
Bu platformda kendi gerçekliğimle insanlara eşlik ediyor ve aynı zamanda psikoloji bilgimi net ve anlaşılır bir şekilde aktarmaya çalışıyorum. Bu sayede; kendine şefkatli olmanın, acının var olduğunu ama sonsuza dek sürmediğini bilmenin, duygularımızı olduğu gibi kabul etmenin iyileştirici etkisinin ve kriz anlarının yeniden inşa edici gücünün görünür olmasına katkı sağladığımı düşünüyorum.
Bugün şunu çok daha net görüyorum ki; insanlara temas etmenin, onların hayatına dokunmanın birçok farklı yolu var. Ben bunu bazen sessiz bir odada dinleyerek, bazen de içten bir içerik üreterek yapıyorum. Sonuçta tek gayem; insanlara bir şekilde iyi gelebilmek… İnsanın insana iyi gelme çabasını her koşulda çok anlamlı ve değerli buluyorum. Çünkü hepimizin buna çok ihtiyacı var.
Uzman Klinik Psikolog






