Bunu artık her yerde görmek mümkün. Trafikte, market sırasında, sosyal medyada, hatta aynı evin içinde bile… Kimsenin beklemeye, dinlemeye, anlamaya sabrı kalmadı. Herkesin içinde görünmeyen bir öfke birikmiş gibi.
Eskiden insanlar birbirine karşı daha yumuşaktı demek belki çok nostaljik gelecek ama gerçekten öyleydi. İnsanlar konuşurken kırıp kırmadığını düşünürdü. Şimdi ise düşünmeden konuşmak normalleşti. Birbirimizin ne yaşadığını bilmeden yargılamak, sert cevaplar vermek, en küçük hatada tahammülsüzleşmek sıradan hale geldi.
Belki hayat şartları ağırlaştı… Belki insanlar gerçekten çok yoruldu… Ama yorgun olmak, kırıcı olmayı normal hale getirmemeli.
Bugün herkes bir şeylere yetişmeye çalışıyor. Sürekli bir hızın içindeyiz. Telefonlar susmuyor, zihinler dinlenmiyor, insanlar gerçekten durup nefes alamıyor. Böyle olunca da en küçük bir aksilik bile büyük bir öfkeye dönüşüyor. Oysa bazen sadece biraz anlayış gerekiyor.
Kim bilir, belki de karşımızdaki insan uzun zamandır içinden çıkamadığı bir savaş veriyor. Belki geceleri uyuyamıyor, belki hayatını toparlamaya çalışıyor, belki sadece iyi görünmeye çalışırken sessizce tükeniyor. Ama biz artık insanların hikâyesini merak etmiyoruz. Sadece kendi tahammülsüzlüğümüzün içinde yaşıyoruz.
En üzücü olan ise nezaketin şaşırtıcı hale gelmesi…
Birine kibar davranınca insanlar hayret ediyor. Çünkü sertlik normalleşti, anlayış azaldı. Oysa dünya zaten yeterince yorucu bir yer. İnsanların birbirine biraz daha yumuşak davranmaya ihtiyacı var.
Belki hiçbir şeyi bir anda düzeltemeyiz ama en azından birbirimizin yükünü artırmadan yaşamayı öğrenebiliriz. Çünkü bazen bir insanın bütün gününü değiştiren şey; güzel bir söz, anlayışlı bir tavır ya da kırmadan konuşan bir ses tonu olabiliyor.








