Toplumun görünmeyen ama en güçlü baskılarından biridir “elalem”. Kimdir bu elalem? Nerede yaşar, ne iş yapar, gerçekten kimlerden oluşur, çoğu zaman bilmeyiz. Ama garip bir şekilde hayatımızın en kritik kararlarında söz sahibidir. Ne giyeceğimizden nasıl yaşayacağımıza, hatta kimi seveceğimize kadar uzanan geniş bir etki alanı vardır.
“Elalem ne der?” cümlesi, çocukluktan itibaren kulağımıza fısıldanan bir kontrol mekanizmasıdır aslında. Aile içinde iyi niyetle başlayan bu telkin, zamanla bireyin kendi sesini bastıran bir iç sese dönüşür. İnsan, farkında olmadan kendi arzularını değil, başkalarının beklentilerini yaşamaya başlar.Oysa “elalem” dediğimiz yapı çoğu zaman soyut bir kalabalıktan ibarettir. Dün eleştiren, bugün alkışlayabilir; bugün konuşan, yarın unutabilir. Ama bireyin kendi hayatında yaptığı seçimlerin etkisi kalıcıdır. Bu yüzden geçici yorumlar uğruna kalıcı pişmanlıklar biriktirmek, hayatın en büyük haksızlıklarından biridir.Toplum içinde yaşamak elbette belli dengeleri gözetmeyi gerektirir. Ancak bu, bireyin kendinden vazgeçmesi anlamına gelmemelidir. Çünkü insanın en uzun yolculuğu, başkalarına değil, kendine karşı verdiği mücadeledir. Belki de sormamız gereken soru şudur: “Elalem ne der?” yerine “Ben ne isterim?” Cevabı bulduğumuzda, başkalarının sesi yavaş yavaş kısılır. Ve ilk kez, gerçekten kendi hayatımızı yaşamaya başlarız.Elalem Kim? Bu Yetkiyi Kim Verdi?-
Hayatımızın en büyük otoritesi kim diye sorsalar, çoğumuz farkında olmadan aynı cevabı veririz: Elalem. Ne bir makamı var, ne bir kimliği… Ama kararlarımızın baş köşesinde oturur. Saçımızı keserken bile düşünürüz: “Elalem ne der?” İş değiştirirken duraksarız: “Ayıp olur mu?” Sevdiğimiz insanı seçerken bile susarız: “Uygun mu?” Peki kim bu elalem? Dün seni eleştiren, bugün başkasını konuşan kalabalık değil mi? Kendi hayatını bile doğru düzgün yaşamayan insanların, senin hayatına yön vermesine neden izin veriyorsun? Gerçek şu: Elalem konuşur. Çünkü işi bu. Ama sen yaşamak zorundasın. Çünkü hayat senin.Bir gün cesaret edip şu soruyu sor: “Ben ne istiyorum?” İşte o gün, elalem susar. Çünkü artık söz sahibi sensindir.Yeni bir şey mi aldın? Yorumu hazır. Bir yere mi gittin? Eleştirisi kapıda. Mutlu musun? Şüpheyle karşılanır. Bazı hayatlar vardır, hiç tam anlamıyla yaşanamaz. Çünkü hep bir ses vardır arkada: “Elalem ne der?” O ses, insanın içindeki cesareti yavaş yavaş törpüler. Bir hayal ertelenir, bir istek bastırılır, bir karar askıya alınır.Zaman geçer. Elalem susar. Ama insanın içinde kalan “keşke”ler konuşmaya başlar. Oysa hayat, başkalarının onayını almak için değil, kendi kalbimizin sesini duymak için var. Belki de en büyük özgürlük, kimsenin duymadığı bir yerde kendine şunu diyebilmektir: “Ben böyle mutluyum.”








