Merve Üçer İle Geçmişten Günümüze Bir Yolculuk
Ekranların zarif ve yetenekli yüzü Merve Üçer, son dönemde ‘tabii’ platformunda yayınlanan Onbeşliler dizisindeki performansıyla adından sıkça söz ettiriyor. Podyumlardan setlerin tozlu ve heyecan verici atmosferine uzanan bu yolculukta; felsefe eğitiminin derinliğini, oyunculuğa olan tutkusunu ve her projesinde karakterlerine kattığı o kendine has ruhu keşfetmek üzere bir araya geldik. İşte tarihin kahramanlık dolu sayfalarından bugüne, Merve Üçer ile gerçekleştirdiğimiz o samimi sohbet…”
1. Onbeşliler projesiyle yollarınız nasıl kesişti? Senaryoyu ilk okuduğunuzda “Hey Onbeşli” ağıtının hikayesi sizi duygusal olarak nereye götürdü?
Onbeşliler adını duyduğumda bile tüylerimi diken diken eden, benim için belki de ilk defa bir proje olarak görmediğim bir iş oldu. “Hey Onbeşli”yi ilk okuduğumda bunun bir türküden çok bir veda sesi olduğunu hissettim. Bilinenin aksine bir oyun havası değil, Çanakkale’ye gidip dönemeyen Tokatlı gençlerin hüzünlü hikayesiydi. Hikâye beni en çok annelerin, geride kalanların tarafına götürdü. Çünkü savaşın en ağır yükünü çoğu zaman cepheye gitmeyenler taşır. Bu işin içinde olmak hem duygusal anlamda beni derinden etkiledi hem de bu hikayeyi anlatmaya vesile olacağım için çok kıymetli bir sorumluluk yükledi.
2. Çanakkale Savaşı gibi milletçe kalbimizde yeri olan bir dönemi anlatmak büyük bir sorumluluk. Sete ilk çıktığınız gün o tarihi atmosferin içinde neler hissettiniz?
Tokat’ta hâlâ özgünlüğünü koruyan, tarihi dokusunu kaybetmemiş mekanlarda sete çıktık. Bu kahramanların o şehirde yaşadığını ve bir gün oradan vedalaşarak gittiklerini bilmek beni çok etkiledi. Setin ilk günü benim için çok sessiz, içe döndüğüm bir gündü. Gerçekten bir iş yaptığımızı değil, bir hatırayı canlandırdığımızı hissettim. Özellikle partnerim Kemal Uçar’la oynadığımız bir sahnede onu cepheye uğurlarken vedalaşma anından sonra uzun süre kendimize gelemeyip ağlamamızı durduramadığımızı hiç unutamıyorum.
3. Dizide canlandırdığınız karakter, o dönemin zorlukları içinde nasıl bir duruş sergiliyor? Karakterinize hazırlanırken o günlerin kadınlarından, fedakarlıklarından ilham aldığınız özel noktalar oldu mu?
Dizide Nihal karakterini canlandırıyorum, Artovalı’nın kızı. Nihal, dönemin kadın karakterleri içinde sessiz ama baskın, güçlü ve fedakâr bir kadın. O dönemin kadınları çok görünmez ama aslında hikâyenin en güçlü taşıyıcıları. Karakterime hazırlanırken en çok onların fedakârlıklarını, sabırlarını ve dayanıklılıklarını düşündüm. Her ne kadar onların hissettiklerini tam anlamıyla hissedemeyecek olsam da o sessiz gücünden beslenmeye çalıştım.
4. Çekimlerin gerçekleştiği mekanlar ve kostümler oyuncuyu karakterin içine çeken en önemli unsurlar. Sizin için o dönemin kıyafetlerini giyip o sokaklarda yürümek nasıl bir deneyimdi?
Bir oyuncu olarak inanırım ki o mekâna girmeden, o kostümü giymeden karakterle tam anlamıyla bütünleşemiyorsun. Dönemin kıyafetlerini giyip gerçek mekanlarda olduğunda vücut dilin bile değişiyor. Bu da oyunculuğunu daha doğal bir yere taşıyor. Onbeşliler’den Tokat sokaklarında yürürken gerçekten o dönemde yaşayan bir Nihal gibi hissettim. O kahramanların ayak bastığı yerlerden geçerken sanki geçmişe kısa bir yolculuk yapmış gibi oldum.
5. Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunusunuz. Felsefe eğitimi, bir karakteri analiz ederken veya hayatı yorumlarken size nasıl bir perspektif kazandırıyor?
Felsefe ile hayatı, felsefe ile oyunculuğu birbirinden ayırmak benim için imkânsız. Çünkü üçünde de arayış hiç bitmiyor. Anlam arayışı. Felsefe bana cevap vermekten çok doğru soruyu sormayı öğretti. Oyunculuğun arka planında benim için hep felsefe var. Bana oyunculuk, felsefenin kişiselleştirilmiş hali gibi geliyor. Bir karakteri oynarken “ne yapıyor”dan çok “neden böyle yapıyor” sorusuna derinleşmek karakteri kurmamda çok yardımcı oluyor.
6. 2013 Miss Turkey süreciyle başlayan bir tanınırlık var. Güzellik tescilinden oyunculuğa geçişte en çok zorlandığınız veya “İyi ki yapmışım” dediğiniz an hangisiydi?
En zor tarafı insanların sizi tek bir yerden tanımlamasıydı. Ama oyunculuk bana kendimi yeniden tanımlama alanı açtı. “İyi ki yapmışım” dediğim anlar genelde setten çok, bir izleyicinin o duyguyu hissettiğini söylediği anlar oluyor. O zaman yaptığım işin karşılık bulduğunu hissediyorum.
7. Beni Bırakma ve Acemi Anneler gibi uzun soluklu işlerde yer aldınız. Günlük dizi temposu ile dönem dizisi arasındaki farklar oyunculuk iştahınızı nasıl etkiliyor?
Günlük diziler bir oyuncunun reflekslerini geliştirmek açısından çok önemli. Hızlı ve pratik olmayı öğreniyorsunuz. Ama dönem işleri daha fazla derinleşme, araştırma ve sindirme gerektiriyor. Tarihte yaşamış karakterleri oynarken çok daha büyük bir sorumluluk hissediyorsunuz. Bence ikisi de oyunculuğun farklı kaslarını çalıştıran ve birbirini besleyen süreçler.
8. Mehmed: Fetihler Sultanı dizisinde Prenses Rose (Çiçek Hatun) olarak karşımıza çıktınız. Saray hayatından Çanakkale cephesine uzanan bu “zaman yolculuğu” oyuncu olarak sizi nasıl besliyor?
Her dönem aslında bambaşka bir dünya. Saraydan cepheye geçmek benim için gerçek bir zaman yolculuğu. Bu mesleğin en sevdiğim taraflarından biri de bu; aynı kalmıyorsun. Rosa sarayın içinde büyümüş, iç dünyasında kırılmalar yaşayan güçlü bir karakterken Nihal cephede hayatta kalmak için direnen, sabırla güçlenen bir kadın. İkisi de güçlü ama farklı dünyaların insanları. Bu iki uç arasında gidip gelmek oyuncu olarak beni diri tuttu, geliştirdi ve güçlendirdi.
9. Merve Üçer set dışında, kameralar kapandığında nasıl biridir? “Sıradan bir günüm” dediğinizde neler yaparsınız?
Set dışında oldukça kendi halimde biriyim. Kalabalıktan çok sakinliği seviyorum. Setim olmadığı günlerde bazen ailemle vakit geçirmek, bazen yalnız kalmak iyi geliyor. Spor yapmayı, kitap okumayı rutinimde tutmaya çalışıyorum. Bazien de hiçbir şey yapmamak bile en iyi dinlenme şekli oluyor.
10. Sosyal medyayı aktif kullanan birisiniz. Takipçilerinizle kurduğunuz o samimi bağın sırrı nedir? Gelen yorumlar arasında sizi en çok gülümseten veya şaşırtan hangisi oldu?
İnsan gerçek olmayanı hemen hissediyor. O yüzden olabildiğince kendim olmaya çalışıyorum. Samimiyet bence oradan geliyor. Kamera önünde oynamak başka ama sosyal medyada gerçek olmak önemli. Gelen mesajlar arasında beni en çok güldürenler evlenme teklifleri oluyor. Ama en kıymetlisi hiç tanımadığınız birinden gelen içten destek ve dualar.
11. Müzik ve spora olan tutkunuzu biliyoruz. Sanatın farklı dallarıyla uğraşmak ruhunuzu nasıl dinlendiriyor?
Müzik dinlemeyi ve söylemeyi çok seviyorum. Yoğun set temposundan sonra bu alanlar benim için bir nefes oluyor. Spor yapmak, at binmek, dans etmek… Bunların hepsi hem zihnimi hem ruhumu dinlendiriyor. Oyuncu olarak böyle alanlar yaratmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
12. Oyunculukta “Asla oynamam” dediğiniz bir sınırınız var mı, yoksa “Her karakter yeni bir keşif alanı” mı dersiniz?
“Asla oynamam” dediğim bir şey yok ama “neden oynuyorum” sorusu benim için çok önemli. Eğer bir karakterin bir anlamı yoksa, beni beslemiyorsa o zaman ilgimi çekmiyor. Onun dışında her karakter benim için yeni bir keşif alanı.
13. Hayatınızın bu dönemini bir kitap başlığıyla özetleseniz, bu ne olurdu?
“Yolda Olmak” olurdu. Çünkü hep yoldayım ve bence önemli olan varacağımız noktadan çok yolun kendisi. Yolda olmak anda olmak demek. Öğrenmek, değişmek ve kendini yeniden keşfetmek… Kendi yoluma güveniyorum ve bu yolculuğun içinde olmaktan mutluyum.
14. Gelecekte sizi nasıl bir projede izlemeliyiz? Gönlünüzde yatan, “Keşke şu hikayeyi ben anlatsam” dediğiniz bir rol var mı?
Güçlü kadın karakterler oynamayı seviyorum. Daha önce deneyimlemediğim için bir polisiye işte yer almak isterim. Psikolojik gerilim ve aksiyonun olduğu projeler beni çok heyecanlandırıyor. Mesela en sevdiğim filmlerden biri olan Kuzuların Sessizliği’ndeki Jodie Foster’ın canlandırdığı karakter gibi bir rolü oynamak isterim.
15. Son olarak, sizi sevenlere ve bu röportajı okuyanlara küçük bir motivasyon mesajı vermek isteseniz ne söylerdiniz?
Hikayenizi sevin çünkü olmuş olan, olacaklar içinde en güzelidir. Ve aramaktan hiç vazgeçmeyin. Rumi’nin dediği gibi; aradığında seni arıyor.








