Soru 1:
Röportaja stüdyoda değil, sizi o meşhur ateşinizin başında hayal ederek başlamak istiyoruz. Şu an gözlerinizi kapatsanız, burnunuza ilk hangi ağacın ya da hangi yemeğin kokusu geliyor?
Murat Pala:
Gözlerimi kapattığımda ilk gelen koku genelde ıslak meşe odunu oluyor. Bir de ağır ağır közde pişen etin, dumanla karışan o sabırlı kokusu… O koku bana acele etmemeyi hatırlatıyor. Ateşin başında zaman başka türlü akar; saatle değil, hisle ölçülür.
Soru 2:
Birçok insan doğaya kaçmayı hayal ederken siz bunu kalıcı bir yaşam biçimine dönüştürdünüz. Şehirdeki o “takım elbiseli” ya da rutin hayatı tamamen geride bırakma süreciniz nasıl başladı?
Murat Pala:
Ben doğayı sonradan keşfetmedim. Çocukluğumdan beri ormandayım, ateşin başındayım. Bu hayat benim için bir kaçış değil; bildiğim ve içinde büyüdüğüm bir yol. İlk çekimlere annemle birlikte gidiyorduk. O yolculuklar sadece yemek yapmak değil, hayata tutunmak gibiydi.
Hayatta ağır bir kayıp yaşadım. O kayıptan sonra şehir bana daha gürültülü, doğa ise daha anlamlı gelmeye başladı. Orman bana yas tutmayı da öğretti, susmayı da. Ateşin başında insan kendine yalan söyleyemiyor. Ben doğaya gitmedim; doğa beni ayakta tuttu.
Soru 3:
“Lezzet Ormanda” bugün beIN GURME ekranlarında çok daha geniş kitlelere ulaşıyor. Kendi başınıza tripod kurup çekim yaptığınız günlerden, profesyonel bir prodüksiyon ekibiyle çalışmaya geçmek sizin için nasıl bir histi?
Murat Pala:
Televizyonla tanışmam aslında yeni değil. 2021 yılında beIN İZ TV’de Bana Her Yer Mutfak adlı ilk televizyon programımı yaptım. Türkiye’de balonda yemek yapan ilk Türk oldum, Erciyes Dağı’nın zirvesinde ateş yaktım. Kamera büyüdü ama şartlar hiçbir zaman konforlu olmadı.
Bugün Lezzet Ormanda ile beIN GURME ekranlarındayız. Profesyonel bir ekiple çalışmak işin kalitesini artırıyor ama asıl fark şu: Herkes bu hikâyenin gerçekten parçası olmak istiyor. Çamura giriyoruz, dumanın içinde kalıyoruz, bazen üşüyoruz ama çok da gülüyoruz. Ateşin başındaki samimiyet hiç değişmedi; sadece soframız büyüdü.
Soru 4:
Televizyonun hızlı temposu ile ormanın yavaş ve dingin zamanını bir araya getirirken zorlandığınız anlar oldu mu?
Murat Pala:
Televizyonun bir ritmi ve disiplini var, ormanın ise böyle kuralları yok. Ormanda zaman saate değil, ateşe bakar. Bu iki dünyayı bir araya getirirken zorlandığım anlar oldu ama hiçbir zaman yemeği ya da ateşi aceleye getirmedim.
Lezzet hızla değil, sabırla olur. Biz de anlatımı bu sabra göre kuruyoruz. İzleyiciye geçen şey süre değil, ruh oluyor. Programın sevilmesinin nedeni de biraz bu. Şu an dördüncü sezon hazırlıklarına başlamış olmamız, doğru bir yerde durduğumuzu gösteriyor.
Soru 5:
beIN GURME çekimlerinde kamera arkasında yaşadığınız, izleyicinin hiç görmediği en maceralı an hangisiydi?
Murat Pala:
Elazığ çekimlerinde yaşadığımız bir an hâlâ gülümsetir. Karpuzu soğusun diye Hazar Gölü’ne bırakmıştım, göl karpuzu alıp götürdü. Refleksle suya girdim, karpuzu kurtardık ama botlar tamamen su aldı. Üstelik önümüzde Tunceli ve Erzincan çekimleri vardı.
Botlar bir daha kurumadı. Çözümü çocukluktan bildiğim bir yöntemle bulduk: Botun içine poşet geçirdim ve çekimlere öyle devam ettim. Bizim programın kamera arkası biraz böyle. Macera bazen büyük olaylar değil; bazen su alan botlara rağmen yola devam edebilmek.
Soru 6:
Sizin mutfağınızda derece ayarı yok. Bir yemeğin piştiğini ateşin sesinden mi, kokusundan mı anlarsınız?
Murat Pala:
Benim ateşimin bir düğmesi yok, dili var. Odun ateşiyle çalışırken göze olduğu kadar kulağa ve buruna da güvenmek gerekir. Kokusundan anlarsın ama ateşin sesi daha erken konuşur. Fazla hararetliyse sertleşir, sakinleştiğinde yemeğe izin verir.
Bir yemeğin piştiğini tek bir işaret söylemez. Dumanın rengi, ateşin tonu, yemeğin yüzeyi… Hepsi birlikte konuşur. O yüzden derece ayarı aramıyorum; ateşle pazarlık yapmayı tercih ediyorum. Lezzet de oradan doğuyor.
Soru 7:
Doğada yemek yaparken sizi en çok destekleyen ekipman hangisi?
Murat Pala:
Ekipman arttıkça kafa karışır. Elbette bıçağım ve döküm tavam önemli ama asıl mesele alışkanlık. Elindekini doğru zamanda, doğru şekilde kullanabilmek.
Doğada imkânlar sınırlıdır; bu da insanı düşünmeye zorlar. Bir taşı tezgâh, bir dalı maşa yaparsın. “Bu şartlarda nasıl düşündü?” denilen anların arkasında özel ekipman değil, yılların tecrübesi ve doğayla kurulan ilişki vardır.
Soru 8:
Modern mutfaklarda kaybolan ama ormanda hâlâ yaşatılan en önemli lezzet sırrı sizce nedir?
Murat Pala:
Bence kaybolan şey temas. Yemeğe, ateşe, zamana temas. Ormanda yemek yaparken dokunursun, izlersin, beklemeyi kabul edersin.
Ormanın sırrı gizli bir baharat değil; sabır, dikkat ve saygı. Malzemeyi yormaz, ateşi zorlamazsın. Yemeğin sana ne istediğini duymaya çalışırsın. O yüzden ormanda yapılan yemek sadece lezzetli değil; sahicidir.
Soru 9:
Sizi izleyenler sadece tarif değil, aynı zamanda bir huzur da buluyor. Sizce “Lezzet Ormanda” bir yemek programı mı, yoksa bir yaşam felsefesi mi?
Murat Pala:
Bu sadece yemek anlatılan bir program değil. İşin içinde insan var. Ateşin başında bazen Neco abi, bazen Nimet abi oturuyor; onların hayatı, sözü, hali yemeğin parçası oluyor. İzleyenler sadece ne piştiğini değil, kiminle ve nasıl paylaşıldığını da görüyor. Benim için bu bir programdan çok, insanı merkeze alan bir duruş.
Soru 10:
Geleceğe dair planlarınız neler? Yeni projeler veya farklı bir konsept düşünüyor musunuz?
Murat Pala:
Şu an dördüncü sezonun planlarını yapıyoruz. Televizyonu seviyorum; çünkü bambaşka evlere, bambaşka hikâyelere giriyorsunuz. İleride farklı projeler de olabilir, zaman gösterecek.
Bir mekân açma fikri hep vardı ama sabit olmak beni kısıtlar. Hayalim daha gezgin bir şey: çekme karavanla kurulan bir açık mutfak. Hafta sonu canım nereye isterse oraya gidip, o gün ateşten ne çıkıyorsa paylaşmak. Bana daha özgür gelen yol bu.
Hızlı Sorular
Soru: En sevdiğiniz ağaç türü?
Cevap: Meşe
Soru: Ateş başında dinlemeyi en sevdiğiniz ses?
Cevap: Odunun ağır ağır yanarken çıkardığı çıtırtı
Soru: Asla yanıma almadan ormana gitmem dediğiniz şey?
Cevap: Bıçağım
Soru: Doğaya yeni çıkacak olanlara tek cümlelik tavsiyeniz?
Cevap: Doğaya bir şey almaya değil, bir şey öğrenmeye gidin.








