Oyunculuk ve Sektör
1.Sizi biraz çocukluğunuza götürelim… Nerede doğdunuz, nasıl bir çocukluk geçirdiniz ve oyuncu olmaya karar verdiğiniz an neydi?
Nerede doğdum? Ben İstanbul’da doğdum. Üsküdar’da, Zeynep Kamil Hastanesi’nde. Ama tabii doğduğum yer orası. Benim çocukluğum benim için çok özel bir yer. Sütlüce tarafındaki Bademlik’te geçti. Bir gecekondu mahallesiydi. Çok çok güzel günlerdi. Oyuncu olmaya nasıl karar verdim? Herhalde bu içgüdüsel bir şeydi. Çünkü ben oyunculuğa 8 yaşında başladım. Çocuk yaşta televizyonda gördüğüm kişileri oyuncu olarak hep görüyordum. Ama kim olursa olsun aile dostumuz bir imam vardı. Amir Ateş İlahi grubundaydı kendisi. O da kandillerde ilahi okumak için televizyona çıktığı için, onu gördüğümde o da benim için artistti yani televizyona çıkan herkes artistti. Ve ona dedim ki beni götürür müsün? TRT’ye götürdü. Ondan sonra TRT dedi ki
burada yarışmalara çıksın, seyirci olarak hevesini alsın dedi. Ben dedim ki “olmaz.” O zaman bir ajansa gitsin dedi. O zamanlar tek ajans
vardı. Hem figürasyon hem normal başrol, ana kast yollayan bir ajans. Gözde Ajans diye. Ben dedim ajansa gideceğim. Yaş 8 ama ego tavan. Neyse velhasılıkelam bir hafta sonra bir görüşme çıktı bana. Yüzlerce çocuk, deneme çekimi vesaire. Oynadım ne yaptım bilmiyorum. İçgüdüsel bir hareket, Allah vergisi herhalde bir durum. Ve seçildim bir başrol filme: “Çaylar Şirketten” adında 1988 yapımı bir filme. Bu şekilde başladı kariyer ve 38 sene oldu işte.
2.Tiyatro kökenli bir oyuncusunuz. Bugün oyunculuğa başlamak isteyen gençlere hâlâ “önce tiyatro” der misiniz? Neden?
Aslına bakılırsa böyle biliniyor ama değil. Ben sinemayla başladım, kamerayla başladım ve her zaman kamerayı daha çok sevdim. Kamera önünde olmayı daha çok sevdim. Tiyatro yaptım, haklısınız. Hâlâ da yapmaktayım. “Çırcır Böcekleri, İtler ve Biz” diye bir oyunumuz var. Çok da güzel bir oyun. Tiyatroyu çok seviyorum ama tiyatro kökenli değilim. Tiyatro aslında benim ikinci kısmım. Ben aslında bir kamera oyuncusuyum. Valla bu tamamen seçim; insanların hangisini daha çok sevdiğiyle alakalı bir şey. Mutlaka tiyatro yapın demem. Kameranın önüne geçin de demem. Bunu gerçekten seviyor olmaları lazım, aşkla yapmaları lazım.
3.Bugüne kadar birçok karakter canlandırdınız. Sizi oyunculuk anlamında en çok zorlayan rol hangisiydi?
Evet gerçekten yani 300’ü aşkın herhalde projem var. Bunlardan beni en çok zorlayan — zorlamak demeyelim de — daha çok içine girdiğim bir “Savaşçı” dizisi vardı belki bilirsiniz. Orada Temo diye bir kötü karakter oynamıştım. Ve çift kişilikli, şizofren birçok katmanını da ben kendim kattım role. O rolün o kadar çok içine girmiştim ki gerçekten o olarak yaşayarak oynamıştım. Karakter bittikten sonra, dizi bittikten sonra benim karakterden çıkmam sanırım üç ayımı aldı. O benim için açıkçası biraz daha zorlayıcı bir şeydi. Evet bunu yapmayı çok seviyorum ama her karaktere de o kadar girmemek gerekiyor
sanırım. Birazcık psikolojik olarak tehlikeli bir şey olduğunu düşünüyorum.
4.2000’li yılların başından beri sektörün içindesiniz. O dönemki televizyon dünyası ile bugünkü sektör arasında en büyük fark sizce ne?
Ben 1988’den beri sektörün içindeyim. Aslında Yeşilçam’dan gelmeyeyim demeyeyim; Yeşilçam’ın son iki senesine de yetişmiş bir oyuncuyum. İki tane de Yeşilçam filmim var. Ama evet, 2000’li yıllar benim gençliğime denk geliyor. Oraları daha net, daha iyi hatırlıyorum. Daha hâkimim açıkçası. Evet çok şey değişti. Yani bir kere zaten 2000’li yıllarda bu kadar çok oyuncu olmak isteyen kişi yoktu. Belli kişilerdik piyasada. Bu işe baş koymuş, bu işin arkasından giden. O yüzden daha adaletli bir sistem vardı. Gerçekten bu işi isteyen insanlara roller veriliyordu. Ama şimdi o kadar çok heveslisi oldu ki, ünlülük ve popülerlikle birlikte herkes oyuncu, herkes “oyuncuyum” diyor. Birazcık değeri düştü gibi. Sosyal medya vesaire de devreye girdi. Otomatikman alternatif çoğaldı. Alternatif çoğalınca iyi ve kötü arasındaki ayrım ünlü-ünsüz ayrımına kaydı. Bu gerçekten rahatsız edici. Çok hakkaniyetle ilerlediğini düşünmüyorum şu andaki piyasamızın. Ciddi bir değişim var. Tabii ki kalite çok arttı ama işleyişte hâlâ biraz amatörlük olduğunu düşünüyorum.
5.Dijital platformların (internet dizileri ve platform yapımları) oyunculara daha fazla özgürlük sağladığını düşünüyor musunuz?
Dijital platformlar evet hep benim istediğim bir şeydi. Mecra genişlesin, daha özgür olsun. Ama birazcık bu konuda da eleştirilerim var. Yurt dışında dijital platformlarda oynayan oyuncular, TV’de oynayan oyuncular ve sinemada oynayan oyuncular biraz daha ayrı. Her kısmın belli bir oyuncusu var. Ama bizde maalesef dijitalde de oynayan aynı, televizyonda da oynayan aynı, sinemada da oynayan aynı.
Bu şekilde olduğunda dijitalleşme sektörel genişleme anlamına gelmediği için birçok oyuncunun çok fazla işine yaramadı. Evet daha özgür bir alan ama ben daha çok başında olduğumuzu düşünüyorum bu dijital projelerin. Çünkü dijital projelerde daha yaratıcı, daha özgür olmamız gerekiyor. Normal televizyonda yapacağımız bir projeyi dijitalde yapıyorsak o zaman dijitalin ne anlamı var? Dijitalin biraz daha gençlerin ya da “no-name” oyuncuların önünü açan bir yer olması gerektiğini düşünüyorum.
6.Yeni oyuncuların sektöre girerken yaşadığı en büyük problem sizce nedir?
Yeni oyuncuların sektöre girerken yaşadığı en büyük problem: yeni olmaları. Çünkü piyasa sürekli göz önünde olan tipleri tercih ediyor. Yeni olduğu zaman sanki amatörmüş gibi bir algı var. Halbuki yeni demek altyapısına bakmak demek, gelişimine bakmak demek. Yıllardır piyasada olandan çok daha iyi olabilir. Bir kere kafası çok daha fresh, çok daha açık. Ama bizim piyasamızda “favoriye oynamak” diye bir şey var.
O yüzden yeni oyunculara çok fazla şans verilmiyor. Yapımcılar tedirgin oluyor. “Ben para yatıracağım, ya tutmazsa?” diyorlar. Ama onlara bir şans vermek gerekiyor. Yeni yüzlerin önünü açmak gerekiyor. Eğitimli, donanımlı olması gerekiyor çünkü rekabet çok fazla.
7.Cast ajanslarının sistemi sizce adil mi? Oyuncu seçimlerinde yetenek mi, görünürlük mü daha etkili? “Tanıdık” faktörü gerçekten var mı?
Ben açıkçası adil olduğunu düşünmüyorum bu sistemin. İsim vermeyeceğim tabii ki ama hangi şirket hangi menajerden oyuncu alıyor çok belli. Bir şirket 4-5 menajerlik dışında başka menajerlikten oyuncu almıyor. Bunun adı tekelleşme değil de nedir? O kastın komple piyasaya açılması gerekiyor. Role uygun olan tüm oyuncuların audisyon verebilmesi gerekiyor. Hak edenin kazanması gerekiyor. Bu sistem düzelmedikçe — bunun adı bence oyuncu sendikasıdır — oyuncu sendikası aktif olmadıkça bu sistem düzelmez. O yüzden şu anda sistemde bir problem var.
8.Günümüzde Instagram ve sosyal medya oyunculukta ne kadar belirleyici? Takipçi sayısı gerçekten avantaj sağlıyor mu?
Takipçi sayısı avantaj sağlamıyor bence. Çünkü takipçinin sahte olabildiğini herkes biliyor. Hatta artık takipçi değil, yurtdışı satışı önemli. Çünkü asıl mesele Türkiye içinde para kazanmak değil, diziyi yurtdışına satmak. O yüzden yurtdışı satışı olan oyuncular tercih ediliyor.
Ama sosyal medyanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendinizi burada istediğiniz gibi gösterebilirsiniz. Yeteneğinizi paylaşabilirsiniz. Çok kaliteli içerikler de var, çok iyi influencerlar var. Sosyal medya oyunculuğa ciddi bir güç kazandırıyor. Doğru kullanılması gerekiyor.
9.Bugünün oyunculuğu ile sizin başladığınız dönem arasında mesleğin saygınlığı veya zorlukları açısından bir değişim görüyor musunuz?
Eskiden daha parmakla gösterilirdik. Şimdi her otobüse, her minibüse beş oyuncu düşüyor neredeyse. Bir yere gidiyorum, çalışan “ben de oyuncuyum” diyor. Artık biraz saygınlığı azaldı gibi geliyor bana. Belki de benim kuruntumdur ama eskiden daha kolaydı çünkü az kişiydik. Şimdi milyonlarca kişi oyuncu olmak istiyor. Bu yüzden gençlerin işi çok zor. Dolandırılmasınlar diye sosyal medyada videolar çekiyorum, arkalarında duruyorum.
10, 20 yıl önceki Burak Sarımola ile bugün karşılaşsanız, ona ne söylemek isterdiniz?
Derdim ki: Kardeşim bak, 20 sene sonra bu piyasa şu an tahmin edemeyeceğin kadar karmakarışık olacak. Ne olur kendini çok iyi donat. Kendini ileriki yıllara hazırla. Birçok özellik kat kendine. Çünkü 20 sene sonra gerçekten bu meslek aslanın ağzında olacak. Para kazanmak özellikle bu meslekten. O yüzden çok sıkı çalış. Gece hayatını bırak, kendini koru. Tertemiz gel.








